Cuma

“anlamaz hal-i perîşânı, perîşan olmayan”

(âhh be ziyâ paşa!. yaktnın ciğerimizi!.)

21

mucip!. niye de şaşırıyon, anlamıyorum?!

ayrılığın dayanılması zor acısı, hasretin harâreti, özlemin yakıcılığı insanın elini kolunu bağlayan bir çâtesizlikten kaynaklanıyor.. kalbi titreten duygu düşünceler, kelimelere dökülüşü, hüznün kelimelerdeki sesi, bigün bi yerde kavuşup sarılmanın yakınlarda bi yerde olmadığı, dünyadan çok uzak olduğu hissi?!! onulmaz bir yara, sönmeyecek bir yangın..

“zavallı âşıklar!.”…

kim söylüyor bunu?!. hayatında bikez bi fiske bile yememişler adamakıllı bi dayağın tadını ne bilecekler!.

“ne bilir süleymân’ı âsâf olmayan!.”

yâni mûcip, basitlik değil bu, delilik de!. bu, sevginin en saf hâli, mukaddes aşk’ın terekesinden!. bu komik bulunabilir mi?!.

“Âsâf'ın mikdârını bilmez, Süleymân olmayan


Bilmez insan kadrini, âlemde insan olmayan

Zülfüne dîl vermeyen, bilmez gönül ahvâlin


Anlamaz hal-i perîşânı, perîşan olmayan

Rızkına kanî olan, gerdûna minnet eylemez


Âlemin sultanıdır, muhtâc-ı sultân olmayan

Kim ki korkmaz Hak'tan, ondan korkar erbâb-ı ukûl


Her ne isterse yapar, Hak'tan hirâsan olmayan

İ'tiraz eylerse bir nâdân, Ziyâ hamûş olur


Çünki bilmez kadr-i güftârın, sühândan olmayan.”

ziyâ paşa

./.

Hiç yorum yok: