Cuma

(s)uslan artık deli gönül!.

yaa bakın âdemoğulları, havvâkızları, bir ve güzel allah’ımın güzel kulları!. demeyin ki geliyo, sayfaların yazıların defterlerin yüzüne, kitapların resimlerine bakıp gidiyo?!!. terbiyesizim ki bakın, ilk satırdan son harfine dek ben cidden okuyom sizi!. gerçi insanın böyle yapışkan, sırnaşık bi okuyucusunun olması sınavlarda sıçramasına yardımcı olmaz, aksine, büyük ölçüde oyalayıcı, alıkoyucu, son derece olumsuz bi rol oynar.. yâni kıymetli yazıcı!. böyle bi mûsîbetin ben gibi gıcık derecede ısrarlı bi okuyucu kenesinin düşük çenesinin yazan bi insan evladına tebelleş olması o insan evlâdı eğer bi öğrenciyse sınıfta çakmasına sebep olur, eğer o bi yolcuysa yolundan eder, eğer bi iş güç sahibi bi âdemoğlu, bi adam yahut bi apla yahut bi kardeş yahut bi kadın; yâni ki ki hiç fark etmez, kısacası bi ‘insan’ ise işinden alıkor, vaktinden, enerjisinden çalar.. e, doğal olarak vakit de bir tür nakit olduğundan, çantasından cüzdanından, parasından pulundan çalmak da anlamına gelir ki hâşâ, gönül bi hırsız değildir.. hâşâ, bundan da çok tırsar.. hani kazara böyle bi büyük hatâ yapıp bi halt yemiş olsa fark ettiğinde kendini fenâ paralar ve hiçbir yer ve şekilde kendini affetmeyeceği için, ne yaparsa yapsın kendini affettiremeyeceği de için kendi kendini yakıp kül edişini engelleyecek başka da bi yol olmadığından, tek kaçış yeri, tek çâre, tek teselli kucak, rabbine sığınır.. demek ki şu tür bi ilgi, yâni gelip okuma sevdâsı muhatabı için son derece sıkıcı, hayattan bezdirici, sevimsiz hâttâ son derece zarar verici bişey de olabilirmiş maazallah!. lütfen yâni sayın okuyucu, yazıcı!. bakınız, kime bi zarar, bi aarlık neyi vermişsek, veriyosak şurda, lütfen gelip alsın hakkını, öteye bırakmasın, zebânilerden bi kamyon dayak yemek var işin sonunda, öte tarafta!.

Hiç yorum yok: