Pazartesi

iğne de, çuvaldız da bizzat kendime!.


mütevazılığımı yiyim!. ilkelim, dar görüşlüyüm, eski-gerikafalıyım, kendimden menkulüm; anka'dan başka kuş, hayattan zorlu yokuş tanımam.. utangaçlığımdan utanmadan bir de kendim(e) çalıp kendim(e) söylerim şurda!. şurda, Bir Allah’ımın tek bi kulundan bi iltifat beklemeyen şu ‘karga gak demiş’ sesimle, şu düzensiz besteler de benim..

kendim doldurup kendim içiyom şu zıkkımları yani!. yani, kendime acıyıp, ağlak hâllere girip, 'bize n'aptılar, bize ne oldu böyle, batsın bu dünya, bi baht-ı karayım kullar içinde' de demiyom; gülüyom hallarıma yalnızca!. zannımca da böyle bi acaiplie tevessül edebilcek bi başka bi akl-ı önce daha olmadığı için de yeryüzünde, tek rakibim de yine kendimim!. bu demektir ki, şu erişilemez melankolik megalomanimin başka egolara geçme ihtimali sıfır!.

'ne iş lan, hem ‘mütevazı’, hem ‘megaloman?!!. buz gibi çelişki işte!' sorgu-tenkidimi de bizzat yapıyom, peşinen!. hani olur a, duyanın görenin bilenin bi itirazına teşne olabilir diye!. zevahirimi düşmesi muhtemel zavallı durumlardan kurtarmak için de, yüzde yüz sıhhat ve selamete eriştircek beynelmilel bi söze dayanarak, karşılığını da kendim veriyom, yin kendi huzurumda;
“hem kel, hem fodul”..

anlıycaanız, şurda hem kelim, hem fodul!. ne güzel!. ikisi bi arada; tara ve çık modeli!.

Hiç yorum yok: