Perşembe

umûmiyetle….

hava tahmin metinlerinde umûmiyetle “soğuk ve yağışlı hava balkanlardan…” gelir ve üzerinde de mutlaka bi “yüksek basınç alanı…” olur; lâkin zavallı oğlanın atmosferinde o soğuk ve aralıksız yağışlı, gri, kapalı hava orta k.denizden.. oğlan bu yüzden;

‘hep yüksek basınçlı; balkanlardan gelen o soğuk ve yağışlı hava gibisin.. başım fedâ, kanım canım sana olsun helâl de; ne bu şiddet bu celâl/ne olur bitsin bu kaş çatış, yetsin artık bu melâl’ dedi oğlan, fenâ kızmış kıza..

oğlan canının, başının gideceğinin değil de, kızı nasıl bu kadar kırdığının, niye üzdüğünün derdindeydi; angutluğuna yanıp dövünerek, kendini beter haşlayıp, 7/24/365 döverek, mevcûd ömrünün ötesinde, dahasını da verirse de allah, nasipse kalan ömür; yine fenâ dövecek olarak!.

çok da isâbet kaydetmiş;

muhtemel okuyucu görüşü, bir takım tespit ve mütâlaa ve mülâhazalar içeren, küçük dip not:

insana böyle bir metin yazdıran, gramer açısından böylesi fevkalâde sakat cümleler kurduran bir his ancak, fenâ yakıcı, vıcık vıcık bi pişmanlığın eseridir..

Salı

zeldâ!.

 "olsun yavrum, meteliğimiz yok, ama yağmurumuz var!." demiş, içimizden biri..

seninle zerrin yağmurlarımız var zeldâ, aramızda; her yağdığımızda en hüzzam, en güzel ıslandığımız ve ne güzel, bakan gören içinde, çok az, belki bir elin parmakları kadar yüreğin anlayacağı!.

yalınçıplak anlat; huzurlu, rahat, mevsimsiz deli ırmaklar, çavlanlar gibi çağıldayarak!. burda cansever'in masası gibi, hık demeyecek, ne desen, ne koysan kaldıracak sınırsız özgür, sınırsız bir alanın var!. burda sana ait, her zaman masmavi bir gökyüzü var; dilediğin vakit, dileğince yağ!.