18 Nisan 2017 Salı

sokağa dönüş...

hayat bana hep it yüzünü gösterdi.. inzibat kültürlüydü.. habire 'dibinden keserim haa!!' modeli, bi sünnetçi korkusu verip, gün yüzü göstermeyecek, bi yaşatmayacaktı güya?!!.. oysa büyük iyilik yapmıştı, çok da bi yerimdeydi dediğim, o yaldızlı yanını benden saklamakla..

yaşatmadığı doğru; yaşamasına yaşamayacaktım.. lakin yakasına, öteki yüzünün yüzüne bir kez bile bakmayarak yapışacaktım.. hani ‘beşkenar bi üçgen’ kadar saçma da olsa mantalitem, tavşanın dağına küsüşü, dağın da hiç de orasında olmayışı gibi olsa da şu küsme eylemim, hayattan bu şekilde bi intikam en azından benimdi, orijinaldi; ve ben orijinal şeyleri seviyordum hep!.

steril hayat, konforlu kafa sağlığa zararlıydı.. en zayıf mikrop bile yere sererdi.. biraz dişli olmak lazım, azcık dirençli yani!.

sokaktaki en sıradan bi adam bile, çoğu allâme, bilge geçinenden çok daha derin bi felsefeye sahipti..
konuyu derinine araştırdım; hayatın en dibinde yaşamaktan bayaa kıdemli bi sokak adamı, “sokak hayattır, çok şey öğretir, sokakta hayat vardır; sokağa inmek gerek, sokak tozu yutmak gerek.. kargaşasına ayak basmak, lağımında akmak, vitesten attığında da şöyle sövmek, usturuplu ve ama okkalı da!.” diyordu, iddiayı ispat kabilinden..
tuttum kendisini!.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder