9 Mart 2017 Perşembe

"yalnızlık" dedikleri...

“yalnızlığına kaç dostum, yalnızlığına.. oraya, sert ve sağlam bir havanın estiği yere.. senin yazgın sinek kovalamak değil” demiş o alman delisi..

demek seviyo ki yalnızlığı, yalnızları öyle diyo!. bi ‘yalnızlık’ gördüğünde yanıbaşında kayıtsız kalamıyo, bi yalnız gördüğünde yalnızlığına sataşmasa onun yalnızlığı da çatlıyo ortasından, yaklaşıp bakmasa, sormasa niye diye, canı yanıyo?!.
bu işin ucunda fena terslenmek de var, ama olsun; her yalnız tersler yalnızlığına sinsice olmasa da sessiz yaklaşan bi başka yalnızlık gördüğünde ve elbette de niyetini anlayana kadar..
neyse!. işte o da kucağında emzirerek büyütmüş katilini işte, onun yalnızlığı da göğsüne bastırdığı, kanatarak emzirdiği, doymak bilmeyen quasimodo, onun da kendini dünyada yalnız olmadığını hissettirecek bi biri, bişeyi yok; ve yok yalnızlığına tutsaklığında gelip bulacak, bi tas su verecek bi esmeralda’sı?!.

yalnızlık yalnızlığı besler, ağlamak ağlamayı, yazmak da yazmayı.. yalnızlık sonsuz kelime üretiyor, kelimeler çoğaldıkça da artıyor yalnızlık.. ve yalnızlık fena söyletiyor.. meselâ bi “yalnızlık” yazsak şu guugıl teyzenin kalçasına, milyar trilyon ‘yalnız’ ve ‘yalnızlık’ getirir karşımıza.. 
başka bişey söylüyor olmalı, ya da ben böyle anladım; “yalnızlık = kelimesiz kalmak” diyeni.. içimizden bi başka biri de “susmak en büyük hâlidir aşkın!”.. “öyleyse” diyor, “… aşk yine istisnasız yalnızlığa, yalnızlık da suskuya çıkar” demekle belki de arayı bağlıyor..

yalnızlık yalnızca kendiyle çiftleşir.. erselik bişe, partenogenes; 7/24/365, kendi kendini dölleyen, bi ömür habire hamile bırakan kendini, yeni yalnızlıklar doğurmak için..
pek doğurgandır yani yalnızlık; hep kendini doğurur.. ebesi de kendidir; kendi elleriyle doğurtur kendi yalnızlığını..

gururludur da yalnızlık, kıl aldırmaz meselâ o hep havada burnundan, bırak tek tane bi kıl çekebilmeyi, yere düşse eğilip almaz gururundan.. o kadar yani!. ama;
kuru kuru da bi gurur, guru guru gurur, “guru guru gurbanın olim!” bi gurur!.

yalnızlık’ içi doldurulamayan kelime-sonsuz kavram..
hakkında yalnızca kendimizi bağlayacak çok şey söyleyecek kadar da, kendimizce çok iyi de tanıyoruz onu.. bundan bir fazlasına bir kelimelik dahî bir şerh koymakla üstüne doymak bilmeyen bir canavar yaratırız ancak; avladığımız değil, bizi avlayan kelimelerle..
belki de tam da burda, ‘allah kabul etsin cümle yalnızlıklar’ımızı diyip kapamalı konuyu?!. ama, öyle kolayca kapancak bi konu da değil, fazlasıyla netâmeli!.

işte, yalnızlığı kiminin ‘beyaz atlı, tek prens’i, kimininse, hani de şair demesi; ‘pasaklı kontes’i!.

lan niçe!. “yalnızlık” falan dedin ya, böyle uç uçuk ilintiler kurdum da, kendimce sanki ben de pek haklıymışım gibi geldi bana?!. sen ne diyosun?!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder