7 Mart 2017 Salı

sevgili güzün apla!.

biliyorsunuz, size yıllardır sorunlarımı açarım, sağolun var olun, siz de yakından ilgilenir, çözersiniz!. yine çok ciddi, hayatî derecede mühim bi sorun meselem var güzün apla; 'yorum' meselem!. biliyorum, şimdi "sen de amma sorunlusun be evlâdım, habire sorun getiriyon?!. hem yorum da ne, insanın yorum diye bi sorunu mu olur?!!" dediğinizi duyar gibiyim ve çok da haklısınız!. insanoğlunun ve kızının genel olarak böyle bi sorunu yok, 'yorum' özel bi sorun, benim sorunum!. zaten de özel olmasa size getirip neden meşgûl edeyim, değil mi?!.

biliyorsunuz güzün apla, töbebillah ve hâşâ da bi yazar neyi olmasam da hakikaten iyi bi okurum ben, hakkaten da sıkı yazan, çoğu da kendine yazanların kıyıda köşede kalmış ne kadar günlük sayfası varsa bulur, ciddi okur, nadirattan da olsa bağzı yazılara konuyla ilgili duygu ve düşüncelerimi dökerim, dayanamayıp; ama ürke korka, tırsa tırsa, utana sıkıla da..

müsaadeniz olursa arz ediim güzün apla!. geçtiğimiz epey bi zaman önce başıma bi bişe gelmişti benim o kronik 'yorum' sorunum yüzünden.. şahane bi yazı yazmıştı biri.. üstündeki bi kutucukta “yorumunuzu buraya bırakabilirsiniz” diye bi not da mevcuttu.. sanırım bundan cesaret almış, ben de bi düşüncelerimi bi döküiim diyip, ama bi yandan da Allaha da sığınıp bi iki satır bi not düşmüştüm altına;
ama… hay eşşek depsindi, yazmaz olaydım!. kıyameti kopardı.. bi zılgıt, bi fırça, bi hakaretler, demediğini bırakmadı; yok ben kim miymişim, kim oluyomuşum, niye de gelip yorum bırakıyomuşum, orda ne demek istiyormuşum, falan?!.
bakın, şurda ekmek musaf çarpsın ki bak güzün apla, walla da bak bi kim kimse değildim ve bişe de demek istememiştim; sıradan ama sıkı bi okur olup ve sadece de yazıyı çok beyenip, bayaa da bi etkilenip, yazıyla ilgili ve aynı minval üzre, duygu ve düşüncelerimi bırakmıştım acizane.. durum böyleyken, durduk yere yazı sahibinin/sahibesinin güzel kalemi, enfes Türkçesiyle; o enfes yazısıyla hiç mi hiç bağdaştıramasam da fırçanın kralını kraliçesini prensini prensesini yemiştim daha o dakika..

o günü hiç unutamıyorum güzün apla!. hayatımın en kötü olmasa da, kendimi çok kötü hissettiğim günlerinden biriydi!. bi kötü olduydum, bi kötü olduydum, sorma!. kendimi çok fena aşağılanmış hissettim.. aylarca hâttâ yıllarca geçmedi yediğim fırçanın etkisi, tek kelime yorum falan yazamaz olduydum hiçbi yazıya..
hatırladıkça sanki dün olmuş gibi, hani de “istikbaline baktıkça titreyen mücrim gibi”; hâlâ da tir tir titriyorum..
yani o günden beri bende acaip bi ‘yorumofobi’ oluştu.. o gün bugündür çok tırsıyorum okunası bulduğum yazılara yorum yapmaktan..


güzün apla!. yine deli gibi okuyorum günlük sayfalarını, ama nası da sevdiğim bişeyken, çok da isterken bi yorum neyi yapamıyorum, çünkü yediğim bini bi para zılgıt geliyo aklıma, insan görmüş asosyal bi kutup ayısı gibi kaçıyorum yorum yapmaktan..
“madem de böyle acaip bi tepkiyle karşılaştığın menfur bi olay yaşadın, yorma o zaman evlâdım!.” diyceksiniz biliyorum, ama ben sıkı bi kalemden çıkmış, adam gibi yazılara yorum yazmadan da duramam ki, yorum yazan yerlerimde şirpençe çıkar emîn olun!.

ne yapmalıyım, bilmiyorum güzün apla!. lütfen bi çıkış yolu gösterin, çok çaresizim!.

2 yorum:

  1. geçen uzuuuun zaman üzerine bana da yorum yapmışsın nezirinbiri. ben de şaşırmıştım açıkçası çok uzun zaman oldu diye :)

    bence sen konuşmaya devam et. yorum yazmaya da :)) olayı da çok merak ettim, link mink verseydin de, korusaydık seni :)

    YanıtlaSil
  2. valla ben de beklemiyodum, uzun uzun aralardan sonra gidip bi yazıya yorum yazayım.. hemen hepimize olan şey; günlük gündelik hayat, meşgaleler bazen kesik atıyor, yoğun okumalara, yazmalara.. okuyamayınca yazamıyosunuz da.. okumak yazmaya da teşvik ediyor.. yorumlar için de geçerli bu.. düşüncem; yorumlar yazmak, sayfaya yazı asmaktan daha hoş bişey.. seviyorum yorum yazmayı.. bi zamanlar çok yapıyodum bunu; öyle ki 'hz.yorumcu'ya bile çıktıydı adım..

    olayı sormuşsunuz.. okurken rastladığım, gereksiz büyütülüp olay hâline getirilen bi diyalogdu.. yazı sahibi bayaa bi gergin, asabi, yorum yapanı yaptığına değil doğduğuna pişman etmişti nerdeyse.. çok gülümsetmişti sayfa sahibin 'tepki'si.. o kadar etkilenmişim ki, bi gereksiz gerekçesiz, sudan sebep bi alınganlık, bi havadan nem kapma örneği de ben sergileyeyim dedim, olayı üstüme vazife bi mesele edinip güzün apla'ya taşıdım.. :)
    ...
    'olay'ı hatırlıyorum da, blog sahibinin hırçın tavrını, gereksiz tepkisini; hiçbi saik taşımadan, yalnızca basit bi yorum yapmış, daha doğrusu gafletinde bulunmuş zavallı gariban talihsiz vatandaşı hakikaten de bi korumaya almayı gerektircek kadar vahimdi.. araya girip gerçekte hiç de bi mesele olmayan 'mesele'yi yumuşatayım düşüncesi geçmedi de değil aklımdan, ama ya bana da sararsa ne yaparım diye fena tırsıp vazgeçtim.. :)

    eyvallah!. uzun aradan sonra, inşaallah, yoğun okumalarıma ve elbetteki yorumlamalara devam!.

    YanıtlaSil