27 Şubat 2017 Pazartesi

hedef gözetmeksizin, salvo sallamalar..

kendimle iyi kafa yapıyor, iyi de buluyorum.. insan kendiyle dalga geçmesini bilmeli; yaşamaktan yıpranıp gün gün de eksilen çeyrek aklım böyle diyor..

niçe, “herkes sevdiğini öldürür ennihâyet!” demiş!. sahiden de böyle değil mi?!.

ama hiç sevmediğini daha çok öldürüyo!.
meselâ, kendi wudubebeğime kendim batırıyorum dilimin en sivri yanının en keskin kelimelerini; tam kalbine ve ama kansız.. her gün, günde milyon kez yaparım da bunu zavallı gıkını bile çıkarmaz..
alışıktır yani.. gerek duyup bişey diyceksen eğer, esirgeme bu yüzden sen de en kanlı, en zehirli, en keskin kelimelerini.. ve pekâlâ da muktedirsin de buna!.
kelimelerinin göze göz dişe diş, kaçınılmaz vuruşmalarda, gerektiğinde nasıl da kan dökeceğini iyi bilen, kınından sıyrılmış keskin bir kılıç, dokunduğunda nasıl da zehir akıtabilecek bir bıçak da olduğunu biliyorum.. 
bir kehânet de değil bu; dilin sen dilediğinde nasıl da yakıcı kelimelere hazır.. bunu hissedebiliyor, anlayabiliyorum..
bu kadar değil elbet!. sanki adım gibi bildiğimden sanki emin olduğum, sanki de hiç yanılmıyormuşum gibi hisse kapıldığım bişe daha var; en ölümcül yaralara merhem, hayat iksiri gibi kelimelerinin de olduğu, dilinin bi prenses lisanı kadar zarif, anne gibi müşfik, bazen onun da ötesine geçmesi gereken zamanlarda anne merhametinden de elzem bir cerrah neşteri olduğu hissi..
yani; hepsine eyvallah!. hadi!.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder