7 Mart 2015 Cumartesi

isimsiz ve adressiz..

"dost, kişinin ikinci kendisidir.”, hz. Ali

mutluluk, bazen koyu bir aşka düşüp, cân evinden vurulmak
ve düşürdüğü ateşte deryâları tutuşturmaktır..

bazen mutluluk
her akşam soğuk bir yalnızlık için döndüğünde trajik sığınağına sessiz
sabahında demir almak için yine kendinden
usul usul demir atıp geceye, sarılıp kendine
anne karnında cenin gibi, büzülüp
bir sessizliği örtüp üstüne
sığındığın yatağında öylece gecelemektir..

mutluluk bazen
gönlünce kederler büyütüp odanda
ve pencerende menekşeler
kar beyazı kedine dokunmak, ağlamaklı
dökmek için içini, bir ezgi mırıldanıp
bitiremediğin bir şiire beste aramak
bazen açık tutup, sıcak zamanlardan kalma, lambalı, fildişi tuşlu radyonu
eşlik etmek bir özlem şarkısına
ya da bir gurbet türküsüyle giderken uzaklara
biriktirdiğin buğu bulutlarını sessiz sağanaklarla
gözpınarlarından yanaklarına indirmektir..

(mutluluk
uzak bi geçmişte, soğuk ve ıssız bir saatinde, Ankara garında
İstanbul ekspresiyle hiç gelmeyecek olanın yolunu gözlemek
bitap düşüp sonra
sabahın ilk seferini bekleyen yorgun banliyö treninin
uyuya kalıp son vagonunda
gün ışıyana dek, rüyanda, beklediğinin geldiğini görmektir)

bazen mutluluk, elinde soluk bir kandil, dünyanın öte ucu yollara düşüp
sevdiğini köşe bucak aramaya çıkmaktır..
bazen de mutluluk, kabullenip tüm gidişleri
elinde bir ıslak mendil; buruk bir vedâya el sallamaktır..

mutluluk bazen
unutamadığın bi ismi dudağında ıslatıp, fısıltıyla anmak
tuvalinde yarım bıraktığın resminden hâtırasına bakmak
masanda hep hazır, sararmış sayfalara
bir ayrılığın hikâyesini damlatmaktır..

bazen mutluluk
berrak bir suya durgun gözlerle bakarken duyduğun huzur
tarifi imkânsız bir duygudur..

mutluluk bazen
yaşama dair, karınca kararınca direncinin tükenmeye yüz tuttuğu yerde
içinde bir umudun filizini bin bir emek yeşertmek
bazen, şehrin en işlek caddesinde, akşamları yürürken yapayalnız
yahut otururken deniz kenarında bir çay bahçesinde
hiç tanımadığın yüzlerde
yüzündeki gizil kedere bakacak
gözlerindeki derin hüznü yakalayacak
bir heyecan, bir titreyiş; bir içten bakışı aramaktır..

ve mutluluk
önce kaybedip, yıllar sonra bulduğun
müşfik ateşler gibi; yakmayan, iç ısıtan
bir eski dostun gelişine için için sevinmek
en güzel gülümseyişle ona
"iyi ki varsın!" diyebilmektir..

2 yorum:

  1. Mutlulukları çoğu zaman buruk, boynu bükük ve kırılgan yaşıyoruz. Sevinçler genellikle boğazımızın tam orta yerinde bir yumru olup tıkanıp kalıyor. Gülüşler yüzümüzün çizgileri arasında, yıllar beyazlayan saçlarımızın telleri arasında kayboluyor ama her şeye rağmen mutlu olmayı bilmek gerek tıpkı bir suya bakarken olduğu gibi çünkü su içimizdeki tüm huzursuzlukları, kirleri, acıları temizler. Ve birinin dilinize "iyi ki varsın" cümlesini düşürdüğünde ve o cümlenin huzurunu içinize nakşettiğinde mutlu olabilmek güzeldir güzel..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, "su"!. yeryüzünü her yıkadığında yağmur yeniden doğuyoruz, başımıza rahmetten âb-ı destler aldırıp, ruhumuzu kırklıyoruz.. yağmurlar arındırıyor kalbi, saçlarımıza sinen kokusu cennetten bir soluk, ıtır getiriyor.. bildiğim; yağmurlar, göğün kirletilememiş gözyaşı.. yağmurlar, insan eli değmemiş utangaç meryem’in masum gözyaşları gibi..
      mutluluk yağmur gibi..

      rüzgâr da deriz biz.. yağmur gibi, rüzgârı da anlatırız.. rüzgâr bazen, önüne katıp bir huzuru, buhur-u meryem gibi getirir kalbimizin kapısına, içimize çekeriz.. o vakit kuşlarla yarışır kelimeler..

      evet, "su"!. mutluluk, el değmemiş göz görmemiş bir suya bakmak gibi!. mutluluk, biz nasıl bakıyorsak hayata, dünyaya, tabiata, nasıl tanımlıyorsak; öyle!. mutluluk, göğsümüzde gezdirdiğimiz, kimselere okutmadığımız kitabın sayfaları arasında.. bazen açıp, bakıp, okumak gerek!.

      lakin, unutuyoruz çoğu, biri gelip hatırlatıp, işaret edip, "oku!" diyene dek!.
      bize unuttuğumuzu hatırlatana, en içten tebessümle iyi ki varsın dememek için bir gerekçemiz kalır mı ki geriye?!.

      iyi ki varsınız!.

      Sil