3 Kasım 2014 Pazartesi

aşk en uzak!.

bir kayıptı elbet zeldâ; kelimeleri şunca kıyama kaldırmak.. lakin açmasan şu murassa sandığı sen, çıkartıp kılıfından, sıyırmasan kınından, söyletmesen, ebediyen paslanacaktı şu silah, şu namlu, şu hançer, şu dil, şu nemli mermiler; kelimeler... milâdımın sancısı şu şiirin ipini de sen çekmiştin, gölgemle kavgaya da sen itmiştin; hatırla!. .. aşk, ezelde aldığım büyük bir âhtı demek.. ve yaşarken, hesabını lîme lîme verdiğim haz; öyle ki, şu kavga kadardı en az.. iyi ki bir son verdin gelip!. şu şiirde artık aşkı susturmalı ve zaman kalmalıydı kavgaya.. dedim ya; kavga en iyi bildiğim şeydi benim.. ‘bildiğim’ diyorum, çünkü biliyorum; bu benim en sevdiğim tek narsist yanım.. hiç sevemesem de ben beni, kavgayı, kendimle olanına bayılırım.. şu şiirde zeldâ; aşk ne gururlu gemiydi.. bir liman, bir kıyı aramadan ıssız, ışıksız; bir kayalık bulup, vurdu kendini.. vurdu ve attı dipsiz derinliklere, soylu bir intihârla.. gitti işte!. gitti ve bitti! . .. ... (bir gün birinin, bilmediğin bir yerde, gölgesiyle tutuştuğu bir kavga görürsen; ben ordayım, o benim!. ya çek tetiği, vur tam alnımdan; ya da çekip al benden gölgemi!.) bir gün, bir kıyıda bulursan benden bir iz, toplayabilirsen, kırılıp dağılan parçalarımı, bir aşk daha vurmasın diye kayalıklara, fener edip yak; uzaktan geçsin.. zeldâ, şimdi aşk en uzak!.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder