11 Ekim 2014 Cumartesi

leylâ..

geceye kar düşer leylâ; geceye har düşer biz hep üşürdük.. bütün zıtlar iç içe sende!. hayata sırtını dönmüş yalnızlığın; dışın sükûn, gün güneş, yüzünde melâl, gölgende intizar, iç odanda kopan kızılca kıyamet, nice sessiz vâveylâ var; ve yasaklar, aykırılıklar ve ayrılıklar... sen kanadından vurulmuş deniz kuşu; sessiz ve kendi çığlıklarından ürken.. seni çözmek, yâr sevip derin bir yardan düşmekten zor; karac’oğlan misâli bir türkmen bozlağına konuk olup yâr göğsünün düğmelerini, iskender olup o imkânsız kördüğümü çözmekten... varken yok, yokken varsın; kimse duymaz seni, tutmaz elini kalabalıklar, varlığın, sakladığın sesinin duyulduğu kadar.. niye hep yalnızdır adın, leylâ?!. ve asil ve insan?!. niye asildir insan içi yalnızlıklar?!. ve niye muradı bir kıyı bulmaktır, yorgun her sandalın?! açmasa da bağrını acıdan gayrı bir liman, geçmese de çölünden yolunu kaybetmiş bir göç kuşu ve bilmese de kimse kaç yanmışa gölge bakışın ve avuçların kaç annesiz yavruya yuva, unutsa da ardında göçüp giden her kervan, sormasa da adını seni hatırlamayan; aşk dedikçe sen, içimde gülümseyen yan... leylâ!. adın ürkek bir ceylan, sevdan sonsuz orman; geçmemeli aşktan!. leylâ, belirsiz sızım!. biçilmiş ekinim, savrulmuş harmanım, umudumun mayası, ekmeğimin yarısı, alın yazım; sarmaşığı kaderimin ve merhemi yaralarımın.. (ey tenhâ ruh, ey bakmadan gören göz, ey bilmediğim, 'âh'ından tanıdığım ve ey en iyi bildiğim yabancı!. senin, yağmalanmış, yakılmış ve yıkılmış unutulmuş, ihmâl olunmuş kalbin ve kimsesizliğin, sessiz ve yorgun nefeslerden geçerek usulca, yanıbaşına konar kimsesizliğimin!) ben; leylâsız mecnun.. ben; ‘sen'siz bir mecnun!. leylâ!. ey tenhâ ruh, ey yalnızlığım!. gitme!.

2 yorum:

  1. Şu Leyla dediğimiz, Mecnun' u aşkıyla çöllere düşüren Leyla...
    Aslında fiziki güzelliği olmayan bir kadınmış. Demişler Mecnun''a ; '' Yahu aşkından inlediğin, seni perişan eden dilber bu muydu? Biz bir güzellik abidesi bekliyorduk ki, bir de ne görelim...''
    Hayal kırıklığına uğrayan insancıklara, Mecnun'un cevabı ise şöyle olmuş:
    ''' Siz onu bir de benim gözümle görebilseydiniz...'''

    Sen de , Leyla'nı, nezirce bir dille tanımlamışsın. Çok da güzel olmuş, yüreğin dert görmesin :)

    YanıtlaSil
  2. doğru!. 'mecnun'ca, mecnun'la bakamayana leylâ kara kuru bir kadın...
    anlatmışsın ne güzel!. "güzel bakan güzel görürmüş" diyen büyükleri haklı çıkarmışsın; hem iki kere!.
    nerden mi çıkardım bunu?!. buyur;
    "sen de, leyla'nı nezirce bir dille tanımlamışsın.. çok da güzel olmuş, yüreğin dert görmesin :)"
    ..
    mâdem "leylâ" dedik, "mecnûn" dedik; bi sevdiğim hikâyeleri şurda bizden bi nakil olsun!.

    leylâ yemek verirmiş fukaraya; aralarında mecnûn.. yemek dağıtırken, sıra mecnûn'a egdşiğinde, tabağını hafifçe iterek, kastî düşürmüş kırmış.. etrafındakiler alay etmiş mecnûn'la!. mecnûn ise, mesud, tebessümde; "size yemek verdi, benim tabağımı kırdı” demiş..
    "aşk" da tam da bu işte!.

    anlattığın hikâyede dediğin gibi tıpkı; "aşk" özel, öznel bişeydir ve sırdır.. ve; bi tek mâşuğu bilir bunu..
    ..
    eyvallah!. güzelmiş okunmak, teşvik!. senin de dert görmesin yüreğin!.

    YanıtlaSil