22 Ekim 2014 Çarşamba

lelia!.

benden duyacağın, hep, zor günlerden geçmiş, kırılmış gençlik, yarısı yaşanmadan yağmalanmış, kalanı araya gitmiş, beyhude feda edilmiş bir ömrün öznesiz özensiz hikâyesi.. işte, bir adım yok benim de, bir gölge siluete bakıyor bana bakanlar; var mı yok mu belli bile olmayan.. burda insanlar birer, yüzü seçilmeyen bir hüznün fotoğrafı; bir gölge, bir siluet yalnızca.. lakin, işte, hem çok yakın hem çok uzak, arada aşılmaz mesafe, çok uzaklardan bakıyor olsan da o siluetlerde bir kalp görüyor, okuyorsun silik yazılarını.. bu hatrı kalacak bir şey ve yazmasam ben buna, kıymet veren, unutmayan kalbine, ar edeceğim kendimden ve azar edecek kalbim bana.. elini uzatıyorsun; hiç çekincesiz; bir zamanlar benim hiç düşünmeden birilerine yaptığım şeyi; hangi elin uzanmaya layık olduğunu bilmeden, uzatıp avuçlarına bıraktığım bir avuç saf yürekten başka bir şeyim yokken, bir şey vaat edip, karşılığında bir şey bulmayı umut da etmeden el uzatışımı.. cesur olduğunu biliyorum; fakat herkesin diz çöktüğü bir an var ve pek tez geliyor o an.. niceleri seferden geri döndü, baştaki cevvalliklerini vardıkları uçurumun en dibine fırlatıp.. bir insanın bir insana dokunduğu yerde kaynayan pınar mutlak kendine inceden bir yol bulup başka nadan, soysuz ve bayağı mecralara akıyor en nihayet.. gölleşen, derinleşen, orayı mesken tutacaklar için bir umut kılan sular yok.. bir insanın bir insana dokunduğu yerde bir çıra yansın isterdim.. sevgimizin kapitalist, öfkemizin sadist, acımızın hedonist, bağlılığımızın pragmatist ve sadakatimizin oportünist yanlarını yaksın cürmünce.. olmuyor işte, ‘seni seviyorum’un bile imitasyonu üretildi, ne yazık!. acı bu; bu eşsiz sözü bir kez bile bütün kalbinle söyleyemeden ölecek olmak çok acı.. işte, belki de lili’yi, bir hayali yalnızca bunun için yaşatıyorum.. lili bir umut; ve umudu kalmayınca ölürmüş insan asıl.. tanımıyor olmanın derdine düşmeden, insanları böyle sevmek, böyle bakmak, böyle uzanmak hikâyelerine; bilmediğin, yüz yüze tanımadığın omuzların ağır yüklerine el uzatmak, omuz verip hafifletmek, buna seve seve tahammül... demek, merhametin sabrın kuşları engin bir kalbi yuva bilmiş; uçuyorlar, kolu kanadı kırılmışları, hayatın kanattığı, örseleyip yaraladığı kalpleri buluyorlar, müşfik ellere bırakıyorlar, sarsın diye.. ağlıyor da sararken; ağlıyor insana, O’nun verdiği merhamet hissiyle.. ağlayan bir kalbin en güzel diyarlara uzandığının şahidi olmak, göz yaşının göz yaşına karıştığı yerde olmak, göz yaşının aktığı yerde olmak, uzanan ele kapanıp, minneti ayakları dibine düşsün istemek, bir kalbin bir kalbe ağlıyor mu deyip, eğilip kulakçığını dayayışına hürmetten.. başa dönmeliyim; sözün ucu kaçmasın.. tek bir şeyi de sakınmadan.. dahası; hüzünlendirdiği kadar gülümsetebilmeyi, bazen arsızlığına yenilip haddi, haddini aşmayı.. şimdi birlikte tebessüm edelim haydi; sen ilahî aşkı ararken, ben… ben, bir fanî, bir gözleri ahunun peşinde beyhude, zebun.. ne derler; kalbine fırtına ekenlere meltem neylesin, ölmekten değil yaşamaktan korkana ölüm neylesin.. ölmekten daha zor olanı yaşamak.. yaşamak gibi bir gizli düşmanımla savaşıyorum.. bir kahredici savaş, ağır hesaplaşma; beynimin, kalbimin, ruhumun düşünceyle, hayatla, hayat düşüncesiyle, kendiyle savaşı.. sen, hikâyesini kalbine koymak için duyup dinlemeye bir kalbe eğildiğinde, ilahîni söyleyip, yükseltiyorsun kalbini, benim kalbim sırlar yurdu diyerek; ben, bir şarkı tutturuyorum kemanımla, bir hüzün taksimiyle açıp, “dîlşâd olacak diye kaç yıl avuttu felek”.. sonra, yetmeyip, acıyla bir bozlak vurup sazımın göğsüne, tozlu bozkır yollarına çıkıp, “şâd olup gülmedim eller içinde” diyerek anlatıyorum hikâyemi, yetimâne hüzünlerle harab ede ede, bile bile atarak kalbimi gurbetlere, bilmediği yollara, uzak diyarlara.. duyduğun inilti bu.. ve yolcunun üstü başı pejmürde, divâne; elinden tutulası değil, hikâyesi de okunası.. aramaya lüzum yok; sokakta, vapurda, parklarda gördüğün, hayata karışmadan yaşayan her bir insanın yüzünde, uzaklarda derine bakan gözlerinde bulabilirsin hikâyesini..

2 yorum:

  1. Herşey gözlerde gizli haklısın sevgili nezir. Tüm tatlı-acı, neşe -keder her ne varsa insanca duygulara değer... Leyla dan Mevla'ya giden yolda...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fuzulî abim "mecnûn ile bir mekteb-i aşk içre okuduk; ben mushaf'ı hatmettim, o vel-leyli'de
      kaldı" diye, bizi de kastetmiş olmalı, 'bi cacık olmaz senden' de diyerek?!.
      o kadar da ders vermiş, vermişler, almışız; bi gıdım ilerleme yok?!. ille de 'leylâ'!.

      Sil