18 Ekim 2014 Cumartesi

lan kalbim!..

o kadar da baktım sana; ramazan oruçları hariç, tek gün eksik etmedim sigaranı çayını atışını çarpıntını.. kolesterol yağ şeker denilen şeyleri şeyime bile takmadım!. ne kolesterolü olm, yemişim kolesterolünü, yağını şekerini, alçak yüksek tansiyonunu!. yemedim yedirdim, içmedim içirdim, giymedim giydirdim, uyumadım uyuttum; sen için bunlardan mahrum bıraktım kendimi!. sen için bi vatansız kalmayı bile göze aldım bak; çoktan olmaya demişim cihanda, bi nefes sıhhat gibi bi devletim!. sabahlara dek seni düşündüm, düşünceden düşünceye attım beynimi; içinde milyonlarca hızar, milyarlarca ses... trajik sığınağımda, yani ki inimde, yatakta dön oraya, dön buraya dön; dön baba dönelim, hiç uyumadım olum senin için, sabahlara kadar başucunda gözümü kırpmadan bekledim.. çoğu uyku tutmayan gecelerde çıktım gecenin üçüncü yarıları, allahın bi canlısının olmadığı ıssız sahile indim; hem de en fırtınalı havalarda, en sağanak yağmurlarda, hem de şemsiyesiz.. biliyosun, yağmurluk, palto neyi hayatta giymem, hayatta şemsiye kullanmam!. bi kot, bi oduncu gömleği neyime yetmiyo!. yediğim o kadar yağmurun üstüne, lodoslara çarpıldım, poyrazlara tutuldum; ıslandım ki iliğine ipliğine son ilmeğine kadar!. hani sırf sen bi serinle diye!. en çok da geceleri üstünü sıkı sıkı örttüm, kapını pencereni hep sıkı sıkı kapalı tuttum; hani ceryanda açıkta ayazda kalır, içeri bi kimse girer üşütürsün diye!. çocuktun ufacıktın yani, yalnızlığınla oynayıp çok acıktıydın.. olur a, bigün kapını kapamayı unuturum da kazara, hani bi çıkıp gün ışığına, daha ilk gördüğüne kapılır, bi göz süzenin, övgüler düzenin, güzel bi söz edenin peşinden sürüklenir, gençliğin ziyan olur, hayatın mafolur, bi daa da geriye nah dönersin diye çok korktuğumdan yaptım bunları, üstüne bu yüzden titredim bu kadar; bunca yıl kimseler görmesin bilmesin de, gönlünü gözlerini alıp çalıp kaçırmasın diye, yaşamaktan bu yüzden sakındım, kaçırdım, herkeslerden herşeylerden sakladım seni.. hani bi boş bulunup da bi bahar neyi çarpmasın, öyle ilk gençlik, heyecan meyecan yapıp, hızlı atıp da bi yerlere toslama diye, bunca yıl burnunu çıkarıp da dışarı, bi çıkıp, bi kimseyi neyi sevmedim; hani sen sırf, birine kapılıp da fena yaralanıp ananın camını görmeyesin diye!. saçımı süpürge ettim yani, dokunulmamaktan tozlanmış tenimi toz bezi.. kılıksız serseri, dünyanın hayatın yaşamanın bi bokundan anlamaz bi hödük, sıradan bi kişilik görünmek için elimden geleni yaptım, yerlerde süründürdüm bi seri numarası bile olmayan, kimliksiz kimliğimi!. kim ve ne için?!. sen için!. hani sen, seni bi kimse rahatsız etmesin, sana bişey olmasın diye yaptım tüm bunları!. kim seni bu kadar düşünür lan?! sen ne yaptın peki?!. beraber yürümüşüz şu yollarda yıllarda fırtınalarda yağmurlarda şunca zaman, tam da yaş yetmiş, iş bitmiş bi yaşa gelmişiz hayırlısıyla şurda, kazasız belasız sevmesiz aşksız, tam da yolun sonunda, işte bitti, şükür demişiz; kalıp, en çok da geceleri isyan edip yalnızlık tripleri attın, yalnızlık krizine girdin, kriz geçirdin, kriz çıkardın; tutturdun illâ birini sevcem de sevcem, yaralancam diye?!!. oysa ne güzel; iki yabanî, iki horanta baş, iki yalnız baş başa yaşayıp giderken bi sürü acı yaşattın bana, şu en geç, en zor zamanlarımda fena kelek attın.. keleksin işte olum!. tesbih olsan çekilmezsin lan artık!.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder