22 Ekim 2014 Çarşamba

gönül dio ki!..

bazen bir muhayyelin adına “lavinia”, “lili”, ‘lelia’, bazen ‘simlâ’, bazen ‘matilda’ der, sanki karşımızdaymış gibi konuşur, iç dökeriz.. muhayyel ya da değil; isimlerin bir önemi var mı ki?!. herkesin bir lili’si, leyla’sı, lamiâ’sı, kâmuran’ı, pirâye’si, neslihan’ı, vera’sı, ziyâde’si, milena’sı, lavinia’sı, zeldâ’sı vardı; ve onların da bi nazım’ı, bi kafka’sı, bi von mek’i, bi rimbaud’u, bi meriç’i, bir necib’i, bi mansur’u, bir özdemir’i, bi süleymân’ı… hepsinin kendileri gibi hayat, hayâl, bi dava arkadaşı vardı; mapusundan gurbetinden mektuplar yazdığı.. la âdemoğulları, havvakızları, insanevlatları!. hepimiz âdem'in çocuklarıyız ve hepimiz birer ‘kelime’!. âdem'e ilk öğretilen şey de 'kelime'dir.. kelimeler olmadan konuşamaz insan; ve cehenneme de cennete de kelimelerle gidilir!. ömür dediğimiz bi yol; ve yol çok uzun değil!. lakin zorlu ve yola yalnız ve kelimesiz çıkılmayacak kadar da ıssız!. kelimem yok ki de demeyin!. yoklayın bi, gerçekte gerçek gözle bakmadığınız kalplerinizi, görün neler çıkacak?!. bulduğunuzda da bencillik edip esirgemeyin; dökün şuraya!. korkmayın, yemeyiz!. çünkü kelimeler, paylaştıkça çoğalan, şu sanal yol boyunca bi yoldaşlık için ortak yitiğimizdir.. gönül böyle diyo!. gönül ne çok konuşuyo!!

2 yorum:

  1. Söyle gönüle konuşmaya devam etsin ! Hatta çenesi düşsün !..
    Çünkü doğru der o gönül. Herkesin biri var yolunu beklediği, nasip mi değil mi bilmeden...
    Kolera Günlerinde Aşk filminde, adam sevdiğini 53 yıl ,7 ay ve 11 gün bekledi de, muradına erdi.
    Hoş ölüm döşeğinde erdi bu murada ama erdi ya ne gam :)

    Ama katılıyorum, herkesin var bir Lili'si, Süleyman'ı, Ag / Zamanı. :)

    Ne diyelim ''sabreden derviş, muradına ermiş''
    (YOKSA AYVAYI YERMİŞ MİYDİ O?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. walla o öyle bi çenesi düşük bi gönül ki, adama kafayı yedirir.. yüz verme bu kadar bence, yüz bulmasın!. hiç tanımıyosun onu!. bıkarsın bak, yetti gaali, bi sus yaa, bi sus artık dersin!.

      nerde yetişir, erilirse erilsin; murad muraddır!. ne yani, fatihin fedaisi karamurat da, bi akında bizansın kappe komutanı homero'nun tutsağı olan, yıllarca işkencelerle dolu bi zindan hayatı yaşamış, babası, akıncı beyi malkoçoğlu ali beyi, önce zalim homero'yu ve yüzlerce askerini kahraman kılıcıyla düğmeledikten sonra, son dakikasına yetişip, "nnbaba!. nnbaba" diyerek kurtarmış, babası da ona, son nefesini vermeden, elini omzuna koyup, gülümseyerek berhudâr ol oğlum demiş, hayata huzurlu, mesud veda etmişti..
      demek ki neymiş; sabreden malkoçoolu ali bey, son nefesinde de olsa, yetişen muradına erebiliyo, gülümseyebiliyormuş..
      murad, gelirken yanında ayva getirmiş olsa, derviş ya da muradın babası; onu da son nefes afiyetiyle büyük keyifle yiyceeinden emin olabilirsin!.

      not: uyarmıştım, bu gönül dünyanın en çenesi düşük gönlüdür diye!. işte, kendi kulaklarınla gördün bak!. yaa hakkaten bak; çok konuşuyomuş bu filan gibi, hiçbi şikâyete kulak asmam bu saatten sonra!.

      not 2: biri, "insanlar geliyo, yorum düşüyo; hiç haberimiz olmuyo bilader; ne iş?!" diye sormalı bi şu sisteme!. aklına, sayfaya bi yazı asmak geliyo gönlün, a bi bakıyo, yorum düşmüş?!!.
      gönlün en, ama hiç mi hiç hoşlanmadıı şey, zaamet edip gelmiş, elinde hediyesi, bin emek değerli satırları; misafirini vaktinde karşılayıp, üç beş satır karşılık ile, ağırlamamak!.. gönlün pis mi pis bi huyu vardır.. gönül, ziyarete bi iade-i ziyaret yapmasa, yorumlara bi karşılık yazamasa kendine fitil olur, çok kızar, 'kıymet bilmezin tekisin sen işte olm!. bol buldun galiba aziz misafiri?!. şunca yıl olmuş, kaç kişi uuruyo ki zaten semtine çulluk?!' şeklinde dizayn ettiği naif cümlelerle kendini fena haşlar!. dışardan bakıldığında çok kaba, ilkel, yabani görünen bilinen gönül, kendi içinde bu kadar da hassastır yani!.

      Sil