6 Ekim 2014 Pazartesi

bi 'mektup' yorumu..

"sevgili bayan milena! size prag'dan sonra meran'dan yazmıştım; karşılık vermediniz.. gönderdiğim o pusulacıklara karşılık beklemem yersiz, biliyorum!. yazmadığınıza bakılırsa, iyi olmalısınız. bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız." f.kafka, "milena'ya mektuplar"dan.. .. kız milena!. kızma ama, demek doğru söylüyo adam, ki yazmıyosun!. demek ki pek ‘hadi gene iyisin!. işler ayna, çal çal oyna!' durumları yani!. yani hayat tıkırında, keyifler de keka!. her şey yolunda diye yazmıyosun demek, ha?!. şimdi oraya getirtip de beni, öptürtme ebeni de yaz kız şu zavallı franz’a!. la franz!.sen de zırlayıp durma la!. anamızı isktin be ag!. bırak şu romantik urspuluğu da gör artık; ne sen, ne mektupların zerre kadar gözünde değilsiniz işte kızın, 'kafka ve mektupları’ olsanız ne yazar!. demek ki senin şu son derece hassas ve bi kadın için son derece gurur verici ilginden çok daha güçlü bi şeye tav olmuş ki yazmak istemiyo kız!. yörü git la bi artık; çekil bi köşeye, bi berduş gibi yalnızlığını yudumla! şu hayatta reddedilmenin de, reddedilenin de bi haysiyeti bi onuru var yani, di mi ama?!. hem reddedilmenin keşfedilecek biçok acaip güzel yanları olduğunu da bil!. bütün o güzelim, şiir şarkı roman; klasikler, büyük eserler, olağanüstü işler, büyük keşiflerin oldukça büyük bi kısmı aşk kırgınlığının getirdiği bi şeydir.. 'ferhat' desem şimdi sana, yine çakmayacaksın meseleyi.. ya, bunları da sana ben söylemiim şimdi şurda, tek tek!. kafası cidden de basan, koca adamsın!. işin ne anasını satiim, otur kendin keşfet bir bir!.

4 yorum:

  1. franz kafkayı seviyoruz biz ya, o yazsın biz okuyalım. kural bu.

    YanıtlaSil
  2. kafka'yı sevmene, okumana sevindim!. ama, şu kıyıda köşede kendine çalıp kendine söyleyen, yine kendi dinleyen, zavallı gariban sefil sayfaya gelip okuyup, düştüğün yoruma daha çok bi sevindim!. tıpkı bayram harçlığı almış çocuklar gibi!. o kadar ki yani, kafka milena'dan mektup alsa bu kadar sevinmezdi andolsun!.

    biz de sizi okumayı seviyoruz!. bi ufak kural da ben koyayım müsadenle!. yazın, yazalım; okuyalım, okutalım!.

    YanıtlaSil
  3. Selam nezir,
    ben de sana bayram harçlığı vermeye geldim :) Hoş, benim vereceğim harçlık 7 uyuyanların parasından, makbule geçer mi bilmem:) Ama iade- i ziyaret sünnettir malum...

    Kafka' ya, kafa tutuyorsun bence yapma. Sanırım gurur, onur gibi değerlerin, gerçek sevgide ortadan kalktığını bilenlerden o. Geri çevrilse de, cevap alamasa da, reddedilse de ne yapsın hâlâ sevip, çabalamış. Milena nasıl yaktıysa aşk olsun o'na, hemcinsimle gurur duyuyorum. Kim bilebilir ki, Milena ve onun aşkının Kafka'ya kattıklarını. Kafka tek başına Kafka olamazdı aşkın eli değmeseydi bence...

    Değerli sanatçıların eserlerine bakarsan, hepsinin geçmişinde kuvvetli bir aşk bozgunu gözlemlersin. Aşkın tanımında obsesyon vardır, hatırlatırım. Vazgeçilemeyen aşk (ki gerçek olan böylesi bir aşktır) konuşturur, okutur, yazdırır, söyletir, dinletir, izletir...hissettirir sanat eserleriyle. Güzel Sanatların her dalı Aşktır. . . ve aşk ile AŞK olur. Gerçeğe, tam manasına erer, asl değerine ulaşır.

    Bir kez daha AŞKOLSUN Milena 'ya, Vera' ya ve nicelerine...

    Ps ; Naçizane tavsiyedir : Acını, üzüntünü gizleme. Yaz , içini dök. İçinden gelenleri sansürsüz dök klavyene. Örtme, başka kavramların ardına saklama :) Gurur, onur, şeref, haysiyetin bir değer olmadığı,hatta yersiz olduğu bir sürü dünya var dünya içinde...

    Saygılarımla, güzel günler olsun :)

    YanıtlaSil
  4. vayyy?!!. ben de açtım şurayı, ki gidiim, bi zehir zemberek, uzun mu uzun bi yorum ekliim diye “4/4”lük bi yazıya, bide ne göriim; hasta, hastası olduğum, olduğu gibi, geldiği gibi, muhteşem rahat bi söylem, insanı 'tek sen değilsin yeryüzünde, aşk belâsına tırmık, acıya el ense çeken, ateşe hiç hesap kurgu reverans yapmadan gönüllü yataklık eden’ dedirten mükemmel, daha bi 4/4’lük satırlar!.
    aşktan dili çok yanmış da uslanmış, uslu satırlar hiç değil bunlar!.
    karşılığında ‘bi utaniim de bi yazmiim mi’, yoksa “al kalemi, derdini yaz” mı diim, bilemedim ben şimdi?!!
    kimliğini bilmediğim, ama uzak dağların ertesinden geldiğini iyi bildiğim bi ses diyo ki, ‘çık ininden günışığına, uzat kaç çeyrek yüz yıldır güneş görmemiş burnunu, sok hayata dünyaya, köhne kulübene bi zamanların trajik sığınağına git, kır paslı kilidini, aç kapısını gıcırtıyla, tırman kırıldı kırılacak merdivenleri, indir tavanarasından küflü rutubetli, “yüzyıllık yalnızlık” kadar dokunulmamış tozlu sandığı, kaldır kapağını, çıkar eski günah-sevap defterlerini, karıştır anıları, saç ortalığa sayfaları, sonra topla, yığınla ortaya, çak kibriti, yak kelimeleri, yangın çıkar, göğe yükselsin alevleri, ateşle oynamasını bilen yangından anlayan gelsin kelimeleriyle söndürmeye, bilmeyen anlamayan şenlik ateşi sansın, kızılderili dansı etsin, harmandalı, sinsin oynasın etrafında?!!.

    soğumuş, savrulmuş külden bi yangın çıkarıyorsun bak?!. ve bi yangın aslâ seyirlik değildir!.

    YanıtlaSil