15 Ocak 2013 Salı

'yetki bey'

... tüm yetkili 'yetki bey'lere ve 'yetki'lerine..

(tüm 'yetki bey'ler ve 'yetki'leri, gariban vatandaşa güçlük çıkarmak için vardır)

'yetki bey'; tanımı, tarifi:
tek yetenek, az bi basiret, bi ehliyete mehliyete ihtiyaç duyurmayan, 'ahbap-çavuş, enişte- baldız, mektep-metres, amca-yeğen, dayı-yeğen, hısım-akraba, miras-intikal, kabile-klan, vb' ilişkiler ve 'yıkama yağlama, yüksek ve alçak yalama' modeli, son derece kullanışlı vasıtalar vasıtasıyla edindiği koltuğunda konsolos köpeği gibi son derece besili, kurulgan, buyurgan, ısırgan birisidir..
gerçekte bi tavuğun bile kendisinden cesur olduğu yetki bey, daha bi höt bile demeden geri dörtlüsünü dönüveren, lakin fırsat ve arka bulduğunda cesur komutan edasıyla sağa sola höyküren, emirler yağdıran bi hötöröf adamdır..

'yetki bey'ler, makamını çıkarları doğrultusunda kullanmakta, şahsi tasarrufta bulunmakta, nalıncı keserliği hususunda pek mahir, etrafında özellikle de kalabalık bi kamuoyu da varsa, hava basmaya, maiyetindekilere yüksek ses, sert emirler vermeye, herkesin içinde aşağılamaya, aşağılık egosunu bu yolla sulayıp kendini tatmin etmeye bayılan bi tiplerdir.

herifçioğulları, gönülleri olduğunda, lütfen istediği saatte işe gelirler, skrotum bi suratla, selamsız sabahsız doğruca makamatlarına yönelir ve mükellef ve mükemmel bi kahvaltı telaşı, arayışları içersine girerler.. mesailerinin başladığı işaretini veren ilk eylemleri budur..
oda, ofis, makam hizmetlisince hazırlanmış, açık büfe tarzı, süslü masaya aç bi fil iştahasıyla vaziyet olur, garip hırıltı ve homurtularla, çıkardıkları garip garip seslerle 'sabah kahvaltısı, 1. boğaz savaşı'na başlarlar, sanki de boğulacak gibi tıkınırlar..
kahvaltı bitimi, üstüne nerdeyse kova büyüklüğündeki özel öküz kupalarından keyif çaylarını içer, sonra bi güzel, bi dolu geğirir, ardından, sekreterlerine "saat 10.30 a kadar tek telefon bağlamayın!. içeri babam gelse almayın!" emr-i talimatıyla, koltuklarında geriye yayılıp, yaklaşık iki, iki buçuk saatlik bi uykuya yatarlar, uyurken tomruk hızarı gibi horlarlar, ara ara da yüksek sesle yellenirler..
'yetki bey'ler, sabah-öğle arası uykularını alıp uyandıklarında günün geyiği başlamış olur..
masada ve elinde, telefonlar hiç susmaz.. müteahhitlerle mutad, karşılıklı, “acebaa bugün bize bu işten ne kadar yağ çıkar?” istişareleri, şehrin en can alıcı yerlerinde, paha biçilemeyen arsa, arazi, inşaatlar için ara buluculuk görüşmeleri -eski dilde ve de tabi ki de hayrına, yani meccanen; “tavassut”) filan, yardım ve destek vaadleri çerçevesinde planlamalar, iş takipleri, dış yatırımlar, ekstra gelir yolları görüşmeleri hızla geçildikten sonra zaten de vakti gelen öğle yemeği için, sözleştikleri bi iş adamıyla lüks bi restorantta iş görüşmesi yemeğine çıkarlar..
..
bir süre sonra işler büyüyüp makamı ve koltuğu kendine dar gelen birinci yetki beyimiz, daire başkanlığına, oradan genel müdürlüğe, oradan müsteşar yardımcılığına ve sonunda müsteşarlığa aş erme zamanı gelir, taleplerini ufak ufak o yüksek mevkideki “hamil-i kart yakînimdir” kartlarını yazma selahiyetine sahip kimi varsa eş dost akraba hısım tanıdık, yoklama turlarına başlar..
çok geçmeden de yüksek makam sahibi 'yakîn'lerinden, yüksek yüksek makamlar sözü alan yetki bey'imiz, pek bi mutlu, 130 okka çeken kilosuna rağmen pek bi hafif, daha mesaisi bitmeden, kendi gibi bi bürokrat ve senelik izindeki eşine müjdeyi verip sersevincini paylaşmak üzere erkenden evine yollanır, dışarda mükemmel bi akşam yemeğiyle kutlayıp sevincinin sağlamasını yaptıktan sonra, sık sık biaraya geldikleri okey arkadaşlarını arar, zaten de hafta sonu olduğu için sabaha kadarana rahat rahat, bel altı muhabbetler, üstü açık kapalı fanfinfon lakırdı, bol neşe bol kahkahalarla sürcek, taşın şeyine vurma seansları için sözleşir..
akşam... okey maçları..
bi yandan taş yığma, fayans döşeme, ıstakaya bina yapma işleri sürerken, öte yandan, yetki bey'lerin, yurt dışında pahalı üniversitelerde okuttuğu biri erkek biri kız, iki sıpasının geleceği için masanın diğer üçüncüleri ile pişkin, yüzsüz, destek arayışları operasyonlarını başlatmış da olur..
..
'yetki bey'lerin hikâyesi; son bölüm:
müstakbel makamı için hızla altyapı olaylarına girişen yetki bey, mevcut halefini gayet de 'demokratik' yollardan hal edip selefi olabilmek adına elini ayağını çabuk tutmak, operasyonlarını hızlandırmak, entrikalarını sıklaştırmak zorundadır.. birini makamından edip yerine oturabilmek öyle kolay değildir; karışık kuruşuk hesap ister.. adrese teslim espiyonaj faaliyetlerine tam gaz devam etmek, sağa sola isimsiz adressiz gizli şikâyet dilekçeleri, asılsız imzasız ihbarlar yağdırmak gelecekteki makamın sıhhat ve selameti açısından olmazsa olmazlardır..

şimdi soruyoruz: kimdir bu şerefsiz 'yetki bey'ler?!. hadd-ı zatında böyle durumlarda şu 'şerefsiz' sıfatı tek başına kullanılmaz!. bu yüzden sorunun doğru soruluş şekli, "kim bu adi şerefsiz, döt?!"tür..

not: bilenlerin duyanların, kamu yahut özel sektör, farketmez, etrafında böyle bi amire müdüre, başkana, idareciye sahip olanların şu "yetki bey" hikâyelerine insaniyet namına destek olmaları istirham olunur!.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder