6 Mart 2012 Salı

bahar geliyor

(anne karnında kıvrılmış, parmağını emen ceninlikten henüz kurtulduğumda atladıydım, mekîn kılınmış en emniyetli mekândan aşağı.. hiç düşünmeden deli gibi atıldığımda üstüne hayatın henüz on altı yaşımdaydım..
“ben de varım lan!.gör bak, dibine kadar yaşayacağım seni! ” demediğim hayata, böyle tersinden bi atraksiyon gösterdim; gençliğimin baharında kapattım kapılarımı bahara, çarptım yüzüne ergenliğimin, tereddüt etmeden..
ayaklarım üstünde ilk durabildiğim gün yürüdüm üstüne en gerilim, en ölüm trafosuna yapıştım yaşamanın; yıldırımlarına paratoner ettim yumruğumu, fırtınalı asit sağanaklarına şemsiyemi açmadım; en tehlikeli prizlerine soktum parmağımı; yüksek voltaj ceryanına kaptırdım çocukluğumun güzel günlerinden arta kalanı, fena çekiciliğine kapılıp..
daha bi allah demeyi öğrenemeden, bi yumdum gözümü, açtım avuçlarımın ağzını, tutuverdim üstüme üstüme gelen en zehirli oklarını)
..
sonra büyüdüm
çıkmaz sokakların üstüne yürüdüm
kaldırımların altından geçen kanalizasyonların
kapaklarını kaldırıp karanlıkta, bir güzel aktım
koktum, kirlendim, kirlendikçe korktum
bu yüzden hep, her kalkışta pistten çıkışım
kayış koparışım her kayışta
her çıkışımda raydan
nişanlanmış gibi
tam kalbine nişanlayışım
üzerime üşüşenlerin
fersiz gözlerime perde çekip
çul çaput üşüyen tenime bir ürperti
kendimden geçip de çabuk devrilmeyip
düşerken gürültü çıkarayım diye
bağını çözmemişim dizlerimin
çaresiz kelepçeler vurup
tutup tutukladıkları tutuk ellerimle
böyle olmuş vuruşum tam alnından ölümü
direklerden dönüp..
(o saatten sonra yakışık almazdı boy ölçümü aldırmak; yüz top ters kumaşı tek kesişte biçen ve her tür dikişin kralını bilen, daha ilkokulda ellerine teslim edildiğim ilk hayat terzime aldırıp;
kadehinde geleceğimin kanı, kaldırtmak şerefime ve yanında iyi gider diye bir de geçmişimi, ânında bi güzel meze ettim; tek dikişte bitirip iştahla ziftlensin diye)
azgınlıktan üstüme atlayan şehvetli düzenime bir kez olsun baş kaldırmadan düşmek ayakları dibine; olmazdı, fiyaka bozardı o vaziyet(t)e bi göz bağı arakam, göz yummak, uyku-uyum arası uy(u)mak;
gözümü bile kırpmadım..
böyle olunca, belaya tırmık, cellatlarına yanaşık düzen
ve sükunete hep teğet yaşar insan; düzene değme noktalarında
şehrin gecelerinin en işlek, en ölümcül yaşam otobanlarında
uçurum kenarlarında harmandalı oynar
ben horonlar teptim üstüne, misketler, hüdaydalar oynadım..
en berbat, en çıkılmaz yokuşlarından aşağı yuvarlanırken
disiplinsiz inip, slalom yapmadan..

budaksız sıkı değnek gibi dümdüz ve kuyruk dikken
kolluk güçlerime fena yakalandığımda mazhar oldum yakın ilgilerine..
uzat dediler uzattım; ellerim ellerinde, gözlerim gözlerinde ve gözleri hep üzerimde..
çekince yakamdan çekinmedim ne geldiyse dilime boca etmekten; kulağımın duymadığı ağzımdan çıkanı paçamdan akıttım, belden aşağımda altta ince işlerle uğraşırlarken verince ellerine bir de, bir de üstüne yüzlerine işemekten fena mutlandım; pelte edip sürüklerlerken özel, hazır askıma asmak için kollarıma girdiklerinde gıdıklanıp fena güldüm..

fena dalga geçtiğimi hemen anladılar ve ben hiç aldırmazken yaptıklarına, onlar aldırdılar,
aldılar ve şanıma şanlarına yakışır biçimde, ikrâmsever ev sahiplerine, en ağır misafir misali daha bir hürmetle ağırladılar..

testis kadar beyinlerinin, uzun ellerinin, güçlü karıştırıcı parmaklarının akılları sıra ve kendince kendilerince düzenlerince ince ince fermuar çekince terbiyesizliğime, delik deşik edince irademi kalbura çevirip, sona erecekti yüksek çekinceleri.. lakin kafa kafaya gelince, kaba dayak teorimce kafa tuttuğumu, kafa çektiğimi, kafa bulduğumu, kafa attığımı, kafa yaptığımı bi ince, en berbat sonlarıyla ve ölemediğimi görünce bi türlü, kafayı yediler..

baktılar sonunda olmayacak, başa çıkamayıp iyi iş çıkaramayacaklar; yaktılar.. işte bu yüzden yanıklığı, tutukluğu dilimin; sesimin kısıklığı bu yüzden.. bağışlasınlar beni, bu yüzden selamımın bile küfür gibi gidişi gelişi, muhatabının içine işleyişi ve bu yüzden duyanın ne bet bir ses bu deyişine sebep türkülerimi, yüksek yerlere çıkıp yüksek ses söyleyemeyişim..

ben ne güzel; yaşamak varken
hayatımın içine bigüzel etmişim..

ben bile isteye yaptım oysa her şeyi
ve ben yaptım, oldu
güzel de oldu; cuk oturdu..
ta başta olduğu gibi hiçbir şeyim yine yok
ve pürüzsüz bulutsuz bahar gibi bir özgürlüğün üstünde oturuyorum şimdi..

2 yorum:

  1. ne demeli bilmiyorum.ne dememeli onu da.
    selam ve muhabbetle...

    YanıtlaSil
  2. vealeykesselam!.
    baş göz üste, hoş gelmişsiniz; geleni gideni az olur bu sapa sayfanın ve siz gelmekle güzel sözü zaten söylemişsiniz, eyvallah!.

    inşallah biz de sizi ziyarete geleceğiz; boyna borç!

    muhabbet ve hürmetimle!.

    selam ile..

    YanıtlaSil