23 Temmuz 2011 Cumartesi

yapma be sırrı!

Lan sırrı abi!.bizamanlar delikanlı adamdın wesselam, sarsılmaz dağ gibiydin gözümde, terbiyesizim!.fena severdim seni yani hani, biliyosun; seni de, altanı da.. Hem kirve değil miydik, hallarımızı aynen böyle, barabar yazdığımız, hani ‘tutunamayan’lardan?!
hem, kaç sofrada aynı ‘badılcanedev, tirşik’ başına oturmadık mı, değme çelikhan tütünü sarıp, kaçak çay içmedik mi, on iki eylülü, d.bakır cezaevini, işkenceleri, kayıpları konuş(a)madık mı; hem 'adam' adamlar ağlamaz da iken?!.
“kirveydik, gardaşdık, kanla bağlıydık.. karşıyaka köyleri, obalarıyla kız alıp vermiştik yüzyıllar boyu.. komşuyduk yaka yakaya; birbirine karışırdı tavuklarımız..bilmezlikten değil, fıkaralıktan.. hem pasaporta ısınmamıştı içimiz, buydu katlimize sebep suçumuz.. gayrı eşkiyaya çıkardı adımız; kaçakçıya, soyguncuya hayına...”
bak, şu nîmet gözüme dizime dursun, ekmek musaf çarpsın ki aynen böyleydi hallarımız!. böyle olmasına böyleydi de, siz kalktınız güvendiğim ‘dağ’ların anasının camına mart karı yağdırdınız!. gerçi bunu yapan ilk siz değilsiniz, ama siz yapınca fena koydu be ag!. hadi vazgeçin şu yeni sevdanızdan, dönüşsüz yolun son dönemecine girmeden aklı yeniden başa alın da indirin şu dağdaki kanlı katil sahibinin iti pneleri! Yok, indirmeyin; bi yiğitlik daha edip, aradaki ağır perdeyi kaldırın, yiyosa!.kaldırın da bi görelim şu kuklaların arkalarına dolanıp, geri dörtlü bölgesinde kimler kol geziyo, hangi ipne ülkenin ajanları cirit atıp ne tezgâhlar kuruyo, hangi ve nelerin 'trafik'lerini idare ediyo, şu itleri kimlerin üzerine niye salıyo, kaç 25-30 yıldır üst üste ne tür puanlar, hangi çıkarları devşiriyo, kaç milyar dolarları iç ediyo, hangi pozisyonda, hangi oyun komposizyonu gereği, hangi piyonlarını ortaya sürüyo?!..bunları bilirsek eğer, hani belki az geliştirilmiş, çokça geçiştirilip gidiştirilmiş bi toplum olarak, şu abuk ve subuk, iskim iskim höykürmelerle, hani o senin dediğin, “ayağını yaşadığı coğrafyaya basmayan söylemin bir faydası olacağına inanmıyorum!” sözünü de unutup, gizli açık o emperyal pezevenklerin ekmeğine bigüzel kardeş yağları sürüp, birbirimizi, yani ki ‘biz’i yemek yerine, az biraz ayıkırız da hani meseleleri, kurtuluruz şu ipne kenelerimizden, şerefsiz vampirlerimizden!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder